bilim tarihi

İşe Yaramaz İşler Enstitüsü ve Dijital Devrim

“Bilim tarihindeki çoğu büyük keşif, kaşiflerin yararlı olma arzusuyla değil, meraklarını tatmin etme çabasıyla ortaya çıkmıştır.” Abraham Flexner

Abraham Flexner öldüğünde NewYork Times gazetesi “Zamanında yaşamış hiç kimse ülkesine ve insanlığa O’nun kadar büyük katkı yapmamıştır” diye yazmıştı.  Flexner ne politikacıydı, ne de biliminsanı; o bir eğitimci ve vizyonerdi.  İnsanlığa büyük katkısı ise “işe yaramaz” bilgilerin üretildiği bir enstitü kurmak ve onu alışılagelmedik şekilde yönetmekti.

İleri Araştırmalar Enstitüsü (Institute of Advanced Studies) 1930 yılında Flexner’in yüklü bir parayı bağışlayacak yer arayan Bamberger kardeşleri ikna etmesiyle kuruldu. Enstitü, Princeton Üniversitesi kampüsünde kurulmuştu ve dolayısıyla sayısız bilim insanının erişimine açıktı.  Araştırmacılar sadece ve sadece merak ettikleri şeyleri araştırmak için para alıyorlardı.  Enstitüde doğru dürüst bir kurumsal yapı yoktu. Matematik,  Hümanistik çalışmalar, Ekonomi ve Politika okulları olarak ayrılmıştı ve bu üç okul orada çalışan kişiler tarafından tamamen özgür olarak yönetiliyordu.

Flexner’in kurduğu enstitüde hem nükleer hem de dijital devrimler gerçekleşti. Nazi Almanya’sından kaçan Albert Einstein hayatının sonuna kadar bu enstitüde çalıştı ve nükleer devrime önayak oldu.

Flexner’in enstitüye aldığı bir başka önemli şahsiyet, en az Einstein kadar parlak Macar matematikçi John von Neumann’dı. Neumann, mantıkçı Alonzo Church ile birlikte enstitüyü mantık çalışmalarında önemli bir merkez haline getirdi. Ekibe daha sonra mantıkçı, felsefeci Kurt Gödel ve o zaman doktora yapmakta olan Alan Turing katıldı. Von Neumann, Turing’in son derece uçuk olan “matematiksel teorileri ispat edebilecek evrensel hesap makinası- bugünkü adıyla Turing makinası” fikrini çok heyecan verici buluyordu. Von Neumann enstitüde bir grup mühendisi bir araya topladı ve ilk bilgisayarın tasarımı ve programlanması için çalışmaya başladı.  Bu Turing’in gerçek üstü fikrinin gerçek olmasıydı.

Neumann ve ekibi yeni elde edilmiş dijital güçlerini başka birçok problemi çözmek için de kullandı. Mesela 1949 yılında meteoroloji uzmanı Jule Charney ile birlikte ilk hava tahminini yaptılar. Aslında tahmin demek biraz zor çünkü bilgisayar o zaman ertesi günün hava tahmini sonuçlarını ancak 48 saat sonra verebiliyordu.

Flexner’in ağırlıklı temel bilimlerle uğraşan ve biliminsanlarının kişisel meraklarını tatmin etme çabasıyla parlamış enstitüsü insanlık tarihini değiştirmişti.

Kaynaklar:
Robbert Dijkgraaf  “We Need More ‘Useless’ Knowledge”, Mart 2017
http://www.chronicle.com/article/We-Need-More-Useless-/239365

Alex Flexner, “The Usefulness of Useless Knowledge – İşe Yaramaz Bilginin Faydaları”, Harpers, 179, Haziran/Kasım 1939. https://library.ias.edu/files/UsefulnessHarpers.pdf

 

Görsel: Flickr, Christian Colen, İkili Kod.